Stratejik Meydan Savaşı

                                             

 

 

 

     Yaklaşan seçimler ile beraber Türkiye yeni bir siyasal viraja daha giriyor.

Seçimlerin yaklaştığı, özellikle de Cumhurbaşkanlığı seçiminin bir bilmeceye dönüştüğü ve herkesin kendine göre yorumlar yaptığı bu günlerde Türkiye'de ve de Dünya’da olan olaylara farklı bir açıdan bakmanızı sağlayacak bir şeyler karalamak istedim.

 

   Seçim kararından sonra ülkemizdeki gelişmelerin ne yönde olacağını tahmin etmek pek kolay değil. Kimi arkadaş çevrelerim anlattıklarıma komplo teorisi dese de olayların gidişatı tamamen belirli noktalara işaret etmektedir.Ama ne hikmetse halkımız, ülke yönetimini, ekonomik gelişmeleri, terör olaylarını kısacası ülkenin tüm sorunlarını sadece parti bazında bir yaklaşım olarak algılamaya devam etmektedir.

Aslında buradaki genel düşünce az önce 'belirli nokta' diye tabir ettiğimiz kesime yönelmelidir.

Kısaca bazı olan olaylara göz atarak konuyu daha anlaşılır bir duruma kavuşturabiliriz.

Yıllardır belirli bir kesim sürekli olarak ABD'ye ve de AB 'ne hatta kendi dinimizden olmayan ve bize düşman olan birçok milletin üzerinden karşıt siyaset yapmıştır.Yine yıllardır belirli bir kesimTürk Milletinin milliyetçilik duygularını harekete geçirecek olaylarla ilgilenerek kendince siyaset yapmıştır.Farklı bir kesimde kalan ve kendini sol diye nitelendiren ve 2002 seçimleriyle gündeme daha fazla gelen bir parti ise yıllardır , Atatürk ve Cumhuriyet üzerinden siyaset yaparak Laiklik propagandası ile varlığından söz ettirmektedir.Bu ülkede kim neyin karşıt propagandasını yapıyorsa o işin uygulayıcısı konumuna birden geliveriyorlar.Yani AKP'nin AB , ABD ve para kaynaklarıyla birden sıkı fıkı olması yada terör ile gündeme gelip oy kaynağını milliyetçi duygulardan toplayan MHP liderinin Terör başının asılmaması için gelen kararnameyi imzalaması ya da kendini Atatürk çizgisinde ve de Cumhuriyetin sahibi gibi gösteren CHP'nin tamamen bunlardan uzak bir şekilde çamur atma ve de Demokrasiyi tıkaması gibi örneklerle bunu anlayabiliriz.

   2002 seçimlerinden ve de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra bir siyasi partinin tek başına iktidar olması ile birlikte, bazı siyasi partilerin bu ülke için ne kadar faydalı ve kimilerinin de ne kadar gereksiz olduğunu çok iyi bir şekilde anlamış olduk.

  2001 yılında ülkemizin başında olan hükümeti terör başını yakalatarak getiren rüzgar birden tersten eserek bir kriz ile aynı hükümeti tepetaklak yere sermiştir.

Aynı rüzgar ne yapacağını şaşıran ve de tutunacak bir dal arayan milletimize birden yeni bir dal uzatmıştır.

Kimlerden oluştuğunu bilmediğimiz rüzgarlar artık yeni hükümetin gemisinin yelkenini doldurmaya başlamıştır.Artık konumunda saygın bir yer edinmeye başlayan Türkiye, Dünyanın tüm fırsatlarının bir arada olduğu bir konuma gelivermiştir.

Bunda hükümetin izlemiş olduğu politikaların ve de izlettirilen politikaların çok büyük etkisi vardır.Peki daha önceleri Türkiye'nin bu konumunu bilinmiyor muydu?

Elbetteki biliniyordu ama Dünya üzerinde dönen siyaset bu dönemde Türkiye'yi birden parlayan yıldız konumuna getirip ortaya çıkarmıştı.Şimdi ülkemizin insanları bizim günlük siyaset sohbetlerine devam ededursunlar Dünya üzerindeki siyaseti belirleyen kişiler, rüzgarlarını şimdi o kişilerin evlerinden içeriye doğru estiriyorlar.

    Peki ne olacak?

  Aslında bu sorunun cevabı ne şimdiki siyasi partilerde gizli, ‘’Ne AB Ne ABD Tam Bağımsız Türkiye’’ diyen miliyetçi kesimde gizli.Bizim asıl sorunumuz gerçek sorunun tespitini yapamamak ve gerçek tedbirini alamamak.Sorunu günümüzdeki AKP'de aramak en büyük yanlışlıktır.Bu bir süreçtir ve 10 ya da 20 yıllık bir olay değildir bu olanlar. Kökleri 1490 yıllarındaki İspanya'dan kovulan Yahudilerin o zamanlarda almış oldukları ve uygulamaya başladıkları kararlarında gizli.Herkes ABD'yi suçlaya dursun ve hedef olarak onları gösteredursunlar perdenin arkasındaki İsrail her şeyin planını yapmış ve Dünyanın tüm meydanlarında kumarını istediği şeklide oynamaktadır.

Sıra Türkiye meydanlarında. Petrol ve kutsal topraklar derken tüm Dünya'ya hakimiyet sağlamaya çalışıyorlar ve bunu çok iyi bir şekilde gerçekleştiriyorlar.

Bu bilgileri aldıktan sonra siz hala e bu hükümet işsizliğe çözüm bulmadı, emekliye zam yapmadı, çiftçiye pirim vermedi, mazotu ucuzlatmadı, memleketi durmadan satıyor derseniz ben size…

     ‘’Gözlerinizi Dünya siyasetine ve de ekonomisine çevirin’’ derim..

Şairin dediği gibi tarifi olmayan duygular içerisindeyim. Son zamanlarda ülkemizde ve de ülke konumumuza yakın bölgelerde olan her olayın ve de esen rüzgarın ülkemiz için pek iç açıcı gelişmeler olmadığını görüyoruz Ama duygusal olarak tepkilerin dışında büyük bir devlete yakışan hatta Müslüman Türk'e yakışan aklın ürünü olan politikalar göremiyoruz.Artık gerçek kimliğimize dönme zamanı geldi hatta geçiyor bile.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !